Atatürk'e silah doğrultulamadığı gibi, Denktaş'a da doğrultulamaz!

Emekli Albay Hüseyin Mümtaz, Turkish Form'a vermiş olduğu bugünkü köşe yazsında TRT kanalında yayınlanan Bir Zamanlar Kıbrıs dizisine ele aldı.

Atatürk'e silah doğrultulamadığı gibi, Denktaş'a da doğrultulamaz!

Dizide Denktaş’ın başına silah dayandığı bölüm çok tepki almıştı. Hüseyin Mümtaz da köşe yazısında Denktaş’ın başına silah dayandığı bölümü ele alarak “Denktaş, “Devlet kuran son Türk”tür efendiler. Kafasına dayanan silah Kıbrıs Türkü’nün, Türk milletinin kafasına dayanmış demektir. Nasıl Atatürk’e silah doğrultamazsanız, Denktaş’a da doğrultamazsınız” sözleriyle eleştirdi.

Emekli Albay Hüseyin Mümtaz, Turkish Form’a vermiş olduğu bugünkü köşe yazsında TRT kanalında yayınlanan Bir Zamanlar Kıbrıs dizisine ele aldı.

Dizide Denktaş’ın başına silah dayandığı bölüm çok tepki almıştı. Hüseyin Mümtaz’da köşe yazısında Denktaş’ın başına silah dayandığını bölümü ele alarak “Denktaş, “Devlet kuran son Türk”tür efendiler. Kafasına dayanan silah Kıbrıs Türkü’nün, Türk milletinin kafasına dayanmış demektir. Nasıl Atatürk’e silah doğrultamazsanız, Denktaş’a da doğrultamazsınız” sözleriyle eleştirdi.

İşte yazının tamamı şu şekilde:

eleştiride bulundu.1878’de İstanbul’un kapısına kadar gelen Rus tehlikesi nedeniyle önce Kıbrıs’ı İngiliz’e “kiralayan”; sonra da hayatının tehlikede olduğuna inandığı için gizli bir mesaj göndererek “fevkalade ahval tahtında kendisi ve ailesi için sığınma isteğinde bulunduğu” Büyükelçi Layard’dan Elçilik hücumbotu Antelope’yi hazırlatmasını rica eden Abdülhamit’in[i], aynı Layard’ı “tokatlamış” olması sizce ne kadar inandırıcı olabilir kıymetli okuyucular, “seyirciler”?

TRT’nin bir dizisinde güya İngiliz elçiyi tokatlatarak Abdülhamit’i yüceltiyorlardı.

Sorulduğu zaman da dizinin senaristi; “Belgesel çekmiyoruz ki, sonuçta bir dizi bu” cevabını veriyordu.

DİKKAT! Yazıları eposta olarak al
Şimdi de aynı TRT’de malûm Kıbrıs dizisi sergileniyor.

Daha önce ilk bölümün beşinci dakikasında televizyonu kapattığımı söylemiştim.

Ama on gündür gazetelerde kafasına silah dayanmış Denktaş fotoğrafları yer alıyor.

Karikatür gibi bir komedyenin canlandırdığı Denktaş profili ve kocaman bir tabanca…

Sorarsak “E bu da dizi, belgesel değil ki!” diyecekler.

Öyleyse Abdülhamit’i “yücelten” o sanal tokat, burada da Denktaş tarafından neden o çakma silahşöre patlatılmıyor?

Denktaş, “Devlet kuran son Türk”tür efendiler.

Kafasına dayanan silah Kıbrıs Türkü’nün, Türk milletinin kafasına dayanmış demektir.

Nasıl Atatürk’e silah doğrultamazsanız, Denktaş’a da doğrultamazsınız.

Grivas’a, Makarios’a, Yorgacis’e asla silah çekemeyenler Denktaş’a silah doğrultamaz.

Denktaş; “Türkiyesiz cennete bile gitmem” diyen adamdır.

Böyle dediği için de dünyanın hedefindedir.

“İzzet Sedes’in anlatımıyla, Demirel’in Avrupa’dan uçakla dönerken kullandığı deyim şudur; ‘Batı, aklını Kıbrıs’la ve Denktaş’la bozmuş’.”[ii]

Peki, siz de mi aklınızı halâ, bu kadar yıl sonra Denktaş’la bozdunuz? Onun için mi kafasına silah dayadınız?

Siz de “dünya vatandaşı” mısınız?

Denktaş “okur”du, “yazar”dı; önündeki notlara bakma gereği duymadan saatlerce ve mantıklı konuşurdu, konuşabilirdi.

Şairdi, filozoftu.

Devlet adamıydı.

DEVLET KURDU.

Bizzat kendi el yazısıyla kaleme aldığı onlarca kitaptan sadece birini okusanız bile tanırsınız Denktaş’ı…

“İlkokul sıralarındayken hep Türkiye’ye gitmeyi, ‘tayyareci’ (pilot) olmayı hayal ederdim. Evimizin bahçesindeki mersin ağacının bir dalından diğerine Tarzanlık yapmaktan yorulunca bir dala tüner, etrafı rahatsız edercesine ‘Küçük Tayyareci’ şiirini okumaya başlardım:

Tayyareci yapacak çocuğunu babalar…

Düşman! Bu küçük tayyareciyi tanı…

Kanatları altında saklayacak vatanı…

Ve uçar uçar… Kıbrıs’a gelirdim…

Başöğretmen Sarıca’dan işitirdik: Rumlar bu Türk toprağını Yunanistan’a bağlamak istiyorlarmış… ‘Asla’ derdi Sarıca, ‘çünkü sizler varsınız… Türkiye vardır!’…

Dedem Şeherli Mehmet de hep aynı şeyleri söylerdi bana: ‘Osmanlı’ derdi o hep ‘Osmanlı geçici olarak ayrılmıştır ada’dan. Gelecekler yine, ben görmeyeceğim ama siz göreceksiniz’.” [iii]

Sohbet ederken bir ara kulağıma eğilip, “Bu kadar yıl, her sıkıldığımda içimden ‘inşirah’ suresini tekrarlayarak ferahlarım” demişti bana.

Denktaş böyle bir adamdır.

Ve siz okuma öğrenmeden ilkokul bitirmiş; Denktaş’la, Kıbrıs’la ilgili hiçbir şey okumamış “diziciler” kalkıp Denktaş’ın kafasına silah dayatıyorsunuz, dayıyorsunuz…

Onun kafasına dayanan silahın, Kıbrıs Türkü’nün, Türk milletinin kafasına dayanmış demek olduğunu bilmiyor, anlamıyorsunuz…

Denktaş’ı bir kere daha öldürdüğünüzün farkında değilsiniz!

Yoksa zaten farkında mısınız?

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2021, 14:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ergün Kemal Tunckan
Ergün Kemal Tunckan - 3 hafta Önce

Sizin yazdiklariniza çok hak veriyorum komutan. Kesinlikle ne öğle birsey vukubulmustur ne de öğle birsey olması mümkündür. Cumhurbaşkanı Denktaş cessur ve hakiki bir kahramandı ve her yere de korumasız olarak gittiğini ben şahsen biliyorum. Bögle kahraman ve cessur bir Cumhurbaskanini düşürmeye çalışanlar hayal aleminde yasiyorlar. Bu durumu kabul etmemiz asla mümkün değildir ve şiddetle kınıyorum.

SIRADAKİ HABER